Kadınların menopoza girmesi çok açık bir şekilde yaşanır. Bu durum aile ve dost çevresinden başlayarak sosyal bir meseleye dönüşür. Kadınların menopoz öncesi ve sonrasındaki dönemlerde yaşadıkları hakkında herkes bir şeyler bilir. Andropozdan ise pek söz edilmez. Yılların yavaş yavaş tırmanan etkilerini ve sonuçlarını, erkekler kendi aralarında bile pek konuşmazlar. Gerçi kadınlarda adetten kesilme kesin bir eşiktir. Erkeklerde ise böyle keskin bir çizgiden bahsedemeyiz. Ama yine de bu konunun pek gündeme gelmemesinin nedenleri arasında, biraz ‘erkeklik gururu’ var.
YAVAŞ YAVAŞ İLERLER
Erkeklerin çoğunluğu 30 ile 45 yaşları arasında vücutlarında bazı değişiklikler olduğunu fark ederler. Bu belirtiler, yaşlanma başlangıcı veya ‘olgunlaşma’ belirtileri gibi görülerek pek önemsenmez. Oysa sayısız araştırmaya konu olan bu değişimlerin altında hormon dengesinin giderek bozulması yatar. Bu, 45 yaşından sonra da artarak devam eder. Andropoz belirtileri, uzun bir zaman dilimi içinde yavaş yavaş ilerler. Başlangıçta güçlükle fark edilmesine rağmen erkeklerin büyük çoğunluğu cinsel isteğinin azaldığını ve formunu kaybetmekte olduğunu bilir. Mizacı değişir, isteği azalır ve ‘delikanlı’ atılganlığı giderek törpülenir. Yavaş yavaş konsantrasyon yeteneği azalmaya, dikkati dağılmaya ve yaşam enerjisi aşağı doğru inmeye başlar. Bir yandan vücudunda yağlar birikir ve o eski gergin kaslar gün geçtikçe söner. Hep bildiğimiz sorun, kadınların gezmek istemesi, erkeklerin ise televizyon karşısında uzanmayı tercih etmeleridir.
ANDROPOZ ‘geliyorum’ der!
EĞER 50′nize yaklaşıyorsanız ve aşağıdaki sorunların ilerlediğini
fark ediyorsanız, bunların andropozun belirtileri olduğundan kuşkunuz
olmasın.
* Bitkinlik ve uyku sorunları
* Kilo artışı
* Bel çevresi, karın ve göğüslerde yağlanma.
* Kasların zayıflaması ve reflekslerin azalması
* Cinsel istekte azalma
* Ereksiyon sorunları
* Sinirlilik, gerginlik ve alınganlık
* Doyumsuzluk
* Ağrı ve sızılar
* Kemiklerde deformasyon
* Saçların incelmesi ve dökülmesi
* Cildin kuruması ve kırışması
* Hafıza bozulmaları
* Depresyon
*
Motivasyonun azalması, mutsuzluk ve ilgisizlik Tedavi edilmeden
bırakılan andropozun, son derece şiddetli sonuçları olabilir. Andropoz
erkeklerin sağlığını ve yaşamını, menopozun kadınları etkilediğinden
daha çok etkileyebilir. Bütün bu değişimler araştırıldığında, erkeklik
hormonlarının dengesinin bozulduğu anlaşılır. Özellikle söylediğimiz
belirtiler, testesteronun azalması ve erkek vücudunda normalde az
miktarda bulunan estrojen oranının artması ile ilgilidir. Testesteron,
sadece cinsel hayatınızı belirleyen bir hormon değildir. Kemik
yoğunluğu, kaslar ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi için de çok
önemlidir. Andropozla birlikte testesteron azalır, bağışıklık sistemi
sarsılır, kalp ve beyin fonksiyonları bozulmaya başlar. Kalp krizleri
erkekleri daha çok tehdit eder. Andropozda yaşanan depresyon ve kişilik
değişimleri oldukça ağır olabilir. Bazen tüm ailenizi ve yaşam
düzeninizi etkileyebilir. Çağdaş tıp ise erkeklerin bozulan hormon
dengelerini düzeltebilir. Bir doktora giderek kişisel andropoz
programınızı yapabilirsiniz.
Yaşam planınızı yenileyin
* Vakit geçirmeden bir egzersiz veya yürüyüş programına başlayın.
Karizmanız arabanız değil; spor ayakkabılarınız, bisikletiniz,
raketiniz ve eşofmanınız olsun.
* Testosteron hormonunu doğal yoldan arttırmak için kırmızı ve beyaz et tüketimine önem verin. Ancak yağsız etleri tercih edin.
* E, A ve B6 vitaminleri ile çinko tedavisi, cinsel hormonların seviyesini yükseltir ve üreme bezlerinin işlevlerini geliştirir.
*
Kendinizi yorgunluğa ve isteksizliğe terk etmeyin. Yakınlarınızdan
yardım isteyin ve sizin de içinde yer alacağınız aktif bir yaşam planı
yapmalarına izin verin.
* Hayata karşı ilginizi uyanık tutun. İş
toplantıları dışında sosyal yaşama katılın. İmkanınız ölçüsünde gezin,
seyahat edin, kitap okuyun, sinemaya gidin, dans edin, beyninizi canlı
tutmak için bilmece çözün, briç ve satranç gibi oyunlar oynayın.
* Doktorunuzdan size bir vitamin reçetesi hazırlamsını isteyin. Kalbinizi korumak için kullanmanız gerekenleri öğrenin.
*
Ereksiyon sorunlarına ne kadar kafanızı takarsanız o kadar çok güçlükle
karşılaşırsınız. Yapabileceğiniz en önemli şey romantizmi, konuşmayı,
flörtü ve dokunmayı yeniden keşfetmektir.



